17.05.2017 - TURKMynet.Com Portalı & Sohbet ve Eğlence Sitesi

MEVLİD KANDİLİ MESAJI

MEVLİD KANDİLİ MESAJI

11 Aralık Pazar’ı Pazartesi’ye bağlayan gece, Ulu Rabbimizin âlemlere rahmet olarak gönderdiği Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa’nın (sas) bir kere daha mevlidi şerifini sezgi edeceğiz. Hz. Âdem’den başlayarak ilahi vahyi bizlere ileten Peygamberlik silsilesinin sonuncusu Hatemü’l Enbiya’ya onun âl ve ashâbına, evlâd-ü ‘iyaline, ehl-i beytine salat ve selâm ediyorum. Ülkemiz, vatanımız, milletimiz, gönül coğrafyamız ve topyekûn yeryüzü ahalisi için Mevlid Kandilinin kolaylık, barış, bereket ve selamete vesile olmasını Ulu Rabbimizden niyaz ediyorum.

Ümmeti olmakla müftehir olduğumuz Rasûl-i Ekrem (tez), bize hayat veren Kitab-ı Mübin-i, furkanı, mizanı ve hikmeti getirdi. O, Rabbimize, kâinata ve insanlara karşısında görevlerimizi öğretti. Hakkı, hakikati, adaleti, fazileti ve hidayeti hatırlattı. Allah’ın kelamını, örnek hayatıyla ifade etti ve onu yaşanan bir hayata dönüştürdü. Mekârim-i ahlâkı tamamladı. Kalpleri ve gönülleri birleştirdi. Kardeşliği dostluğu ve arkadaşlığı tesis etti. İnsanlığı mebde’ ve meadın bilgisiyle tanıştırdı.

Bugün, tüm insanlık Hz. Peygamberin (sas) çağlar üstü örneklik ve rehberliğine her zamankinden daha fazla muhtaçtır. Rasûl-i Ekrem’in (sas) rehberliğini tüm insanlığa tanıtacak olanlar da hiç kuşkusuz Müslümanlardır. Ama üzülerek belirtelim ki; İslâm dünyasının dâhili ve harici sebeplerle içerisinde bulunduğu bugünkü durumu Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamberin (tez) mesajlarından, onun eşsiz örnekliğinin, ağızlardan gönüllere indirememekten, zihinlere, dimağlara tamamen yerleştirememekten, hayata geçirilememesinden kaynaklanmaktadır.

Bugün körelmeye yüz tutmuş hassasiyetler, ubudiyeti unutmuş zihinler, açgözlülük, tamah ve güç tutkusuyla kararmış kalpler, belleğini yitirmiş, medeniyetinin değerlerini heba etmiş toplumlar onun mevlidini seziş ederek Peygamberimizin (sas) örnekliği ve rehberliğiyle her yerde bir doğuşa muhtaçtır. Unutmamalıyız ancak; nübüvvetin şifa dağıtan pınarları kıyamete kadar kurumayacaktır. Onun büyüklüğü, çok kısa bir sürede kin, nefret edilen şey ve intikam toplumunu sevgi, muhabbet ve rahmet toplumuna dönüştürmüş olmasında aranmalıdır. hiç kuşkusuz fakat Hz. Peygamber (sas), tüm Müslümanlar için tekrar tekrar ve her asırda yegâne örnektir. Önemli olan, her asırdaki Müslümanların onun (sas) rehberlik ve önderliğine ne kadar ve ne şekilde başvurabildikleridir.

Son peygambere ümmet olmak, böylece tabiidir oysa yalnızca onun varlığından ve doğumundan farkında olan olmakla sınırlı değildir. Peygamberin yolunu takip etmek ve onu misal almak, onun sağlığında ashabına takdim ettiği bedel ve ölçüleri süre ve mekân sınırlarının ötesinde kendi dünyamıza taşımak ve onun şaşmaz rehberliğine sıkıca sarılmaktır. Bu insanlık için en şanslı ümmet olma şerefine nail olmanın yegâne yoludur.

Din adına her türlü sözün fütursuzca söylendiği dinin ruhunun ve evrensel mesajlarının bir tarafa bırakılarak lafızcı ve şekilci yorumların zor kazandığı, Allah namına ahkâm kesenlerin birbirini tekfir ederek ilerlediği bir dönemde Hz. Peygamber’in (sas) getirdiği yargı ve rahmet yüklü mesajları dürüst anlamaya ne değin da muhtacız! İlim, hikmet, irfan, hak gibi hayata amaç ve değerinde katan kavramların artan bir şekilde yıpratıldığı hırs ve avantaj kavgasının çığırından çıktığı ve bu kavgaların yer yer zaman zaman din kisvesi aşağı yapıldığı bu günlerde onun yol göstericiliğine ne değin da ihtiyacımız var! Dün olduğu gibi bugün de Hz. Peygamber’in (sas) adını ve onun getirdiği ulu değerleri, ashab-ı kiramın hayatını, dinî layık ve kavramları, Müslümanların dinî duygularını istismar eden bezirgânlara karşısında bu gün de vahyin ışığı ile gönüllerimizi aydınlatmaya ve insanlığın yoksul olduğu manevi huzura dönüşmesine ne kadar da muhtacız!

Bugün kendimizi sorgulamalıyız. Soracağımız soruların başında ümmet olarak biz onu dürüst anlayabildik mi? Eğer İslam ümmeti dürüst anlayabilseydi, onun ümmetinden biri bir başkasını kendisi gibi düşünmüyor diye katledebilir miydi? Eğer bizim çocuklarımız, gençlerimiz onu anlayabilselerdi, yeryüzünde sadece sevgiyi, yalnızca rahmeti, merhameti, adaleti gerçekleştirmekten diğer gayeleri olmazdı. Onun hikmet yüklü ahlakı içten anlaşılabilseydi kendi ülkesine, kendi milletine, kendi çocuklarına ateş edilebilir miydi? Tuzak kurabilir miydi?

Müslümanların en büyük sorunu örnekliklerini yitirmiş olmaları, Rasûl-i Ekrem’in (sas) getirdiği rahmet ve acınacak şey mesajını hakkıyla temsil edememeleridir. Nasıl oysa İslâm Peygamberi (sas), kızgın çölün bereketsiz topraklarında bedevi insanlardan İslâm medeniyetinin nüvesini teşkil eden medeni bir toplumu fazla kısa bir süre diliminde inşa ettiyse, aşağıların aşağısına yuvarlanmış insanlığı yüksek değerlere kavuşturduysa bugünde bizler onun örnekliği ve rehberliği ile Müslümanların ve insanlığın içine düştüğü her türlü badireyi atlatabilir ve özlenen aydınlığa kavuşabiliriz.   

Bu duygu ve görüşler içerisinde başta Haleb’de acımasızlık, arzu ve şiddete maruz kalan kardeşlerimiz almak üzere Mevlid Kandilimizin bütün Müslümanlara refah getirmesini, insanlığın içine düştüğü sıkıntıların aşılmasında kardeşlik bağlarımızın güçlenmesine ve yeni rahmet kapılarının açılmasına vesile olmasını Cenâb-ı Allah’tan diliyorum. Rabbimiz dünyanın değişik yerlerinde varlık mücadelesi veren kardeşlerimize rahmetiyle, nusretiyle muamele eylesin! Başta Halep edinmek üzere dünyanın muhtelif yerlerinde katliamlarda hayatını yitiren kardeşlerimize rahmet eylesin! Yaralanan kardeşlerimize acele şifalar ihsan eylesin! Alem-i İslam’ı içine düştüğü fitnelerden, tefrikadan, cehaletten, kan ve gözyaşından kurtulmasını nasip eylesin. Milletimizin ve tüm İslâm âleminin Mevlid Kandilini en kalbi duygularımla kutluyorum.

Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ

Diyanet İşleri Başkanı

sizlere Turkmynet.Com farkıyla sunulmuştur

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ