17.05.2017 - TURKMynet.Com Portalı & Sohbet ve Eğlence Sitesi

MUHARREM AYI, AŞURE VE KERBELÂ MESAJI

MUHARREM AYI, AŞURE VE KERBELÂ MESAJI

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Her yıl Muharrem’in 10’uncu günü geldiğinde kalbinde Kerbelâ’nın hüznü ve Ehlibeyt’in muhabbetini taşıyan her kardeşimizi bir acı, bir hüzün ve bir keder kaplar. Yürekleri dilhûn eden bu acı, dünyanın dört bir yanında, mezhebi, meşrebi, ırkı, rengi, coğrafyası ne olursa olsun Müminlerin karşılıklı hüznü ve kederidir. Kerbelâ’da insafsızca şehit edilen Hz. Hüseyin ve arkadaşları, bu hadisedeki asil duruşu ve haksızlıklar karşısındaki şerefli mücadelesi ile tüm müminlerin gönüllerinde taht kurmuş, ona ve yakınlarına bu zulmü reva görenler ise Müslümanların iki taraflı vicdanında mahkûm olmuştur.

Kerbelâ’yı yalnızca tarihte yaşanmış bir acıya, bir mitolojiye ve efsaneye, senede bir kere şehitlerin yad edildiği matem ve mateme dönüştürmek dürüst değildir. Kerbelâ’yı kavramak, Hüseyin’ce yaşamak, uğruna can verdiği adaleti ve merhameti içten anlamaktır. Kerbelâ, Adaletsizlik karşısında direnmenin adıdır.

Kerbelâ bununla beraber geleceği yapı eden bir okuldur. Mezhebi, meşrebi ne olursa olsun herkesin bu mektepten alacağı dersler vardır. Ve bu mektebin en büyük muallimi şüphesiz Hz. Hüseyin’dir. Şurası iyi bilinmelidir ama, Hz. Hüseyin ve arkadaşlarının uğruna can verdikleri yol, Hz. Muhammed Mustafa’nın yoludur.

Hz. Hüseyin’in en büyük gayesi, kendisinden sonra yeni Kerbelâlar yaşanmamasıdır. Mina’da okuduğu hutbede “Rabbim benim şehadetimi ümmetin vahdetine vesile kıl!” duasını hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamamız gerekmektedir. Bugün Kerbelâ’da şehit olanların hangi ulvi değerler uğruna can verdiklerini düşündüğümüz kadar onları katleden Yezidlerin hangi sapmalar yaşadığını, Allah’ın ayetlerini nasıl değiştirdiklerini, Resul-ü Ekrem’e (sas) hangi iftiraları attıklarını da yeniden gözden geçirmemiz gerekmektedir. Eğer biz bugün hala 14 yüzyıl geçtikten sonradan İslam coğrafyasında Kerbelâ’nın ahu figanları üstüne bir güç ve iktidar inşa etmeye devam ediyorsak bu Kerbela’yı hiç anlamadığımız ve Yezitlerin düştüğü hataya düşmekten kendimizi koruyamadığımız anlamına kazanç.

Bugün İslam âleminin içinden geçtiği zorlu süreçte, mezhebini, meşrebini dinin önüne geçirenler, mezhep sultasından nedeniyle Müslüman kardeşlerini katletme cürmünü işleyenler, Kerbela’yı hiç anlamamış, hiçbir ders ve ibret almamışlardır.

Bugün Kerbelâ, hepimize taze bir bilinç aşılamalıdır. Kerbelâ, aramızda ayrılık-gayrılığa değil, birlik ve beraberliğe vesile olmalı bizi birbirimize sıkıca kenetlemelidir. Kerbelâ’nın bizlere yüklediği devir ve yükümlülük, gönül kapılarımızı ardına kadar birbirimize açmak, yüreklerimizi sahrâ-ı Kerbelâ’ya dönüştürmemektir.  

Bu duygu ve düşüncelerle Kerbelâ’dan zorunlu dersleri alarak topyekûn İslam âlemi olarak savaştan barışa, zulümden adalete, şiddetten merhamete, zilletten izzete yükseldiğimiz gönül coğrafyamızın ve bölgemizin bitmiş barıştırma, refah ve esenlik yurduna dönüşmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Ümmeti olmakla haysiyet duyduğumuz Efendimiz Muhammed Mustafa’ya, onun âline, ashabına salat ve selamlama ediyor; şehitlerin serdarı, seyyidü’ş-şüheda Hz. Hüseyin Efendimizi, Kerbelâ şehitlerini ve bugüne değin hak, gerçeklik, hak, ahlâk, erdem ve fazilet için, izzet ve itibar için can veren bütün şühedayı rahmet, minnet, şükran, hürmet ve tazim ile yâd ediyorum.

Prof. Dr. Mehmet Görmez Diyanet İşleri Başkanı   sizlere Turkmynet.Com farkıyla sunulmuştur

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ